Sosyal Medya Muttakileri ve İhlas(!) (Bölüm 1)

08-01-2019

Değerli kardeşim!

Genel anlamda nasihat etmek hususunda çok düşünmemekle birlikte bu konu beni biraz düşündürdü. Nasıl bir tepki olacağını bilememe, belirsizliği biraz düşünmeme ve yazıyı yayınlayıp yayınlamamak hususunda beni biraz duraksattı.

Her ne kadar duraksatmış olsa da “Din nasihattir”  (Müslim, Ebu Davud, Nesai) hadisi birçok konuda olduğu gibi bu konuda da konuşmaya bizi itmektedir.

Bizim Müslümanlar olarak birbirimize karşı en önemli sorumluluklarımızdan biri hiç şüphesiz ki birbirimize gerek dinimiz ve gerekse doğru ve yanlışlarımız hususunda nasihat etmektir.

Bizler birbirimizde doğru ve yanlışlarımızı görür ve kardeşlerimize ayna olarak olumlu ve olumsuzluklarımızı muhatabımıza yansıtarak ıslah eder ve ıslah oluruz. Nitekim “Mümin müminin aynasıdır” (Ebu Davud, Edeb, 49) Hadisi de bunu bize en güzel şekilde öğretmekte ve bizim fark etmediğimiz bazı noktaları hatırlatmaktadır. Kısaca hadisin konumuz ile ilişkisini izah edip konumuza dönüş yapalım:

 

·       Mümin müminin aynasıdır.

·       Ve mümin müminin kardeşidir,

·       Onunla birlikte olduğunda zarara uğramasına engel olur

·       Ve onu arkasından koruyup kollar." (Buhari el-Edebul müfred)

Ayna olmanın özelliği nedir?

Kendisine bakan kişide rahatsızlık veren şeyleri ondan bertaraf edebilmesi için ona göstermektir.

Kardeş olmanın özelliği ise; Onun faydasına ve zararına olan şeylerde kendi kararı bile olsa onu kendi haline bırakmamasıdır.

Madem durum böyledir. O zaman zararına mani olmaz ise o nasıl kardeşliktir. Ve yine arkasından ona kazılan kuyuya mani olmak için gayret etmez ise o vakit bu nasıl kardeşlik ve nasıl dostluktur.

Kardeşim! bu maddelere göre ben seni uyarmaz, düzeltmez isem sana kardeş olduğumu nasıl söyleyebilirim.

Bu açıklamadan sonra şunu diyebilirim ki ben sosyal medya ile çok fazla hemhal olmuş kardeşlerime bu anlamda çok nasihat etmek istesem de kendi nefislerini temize çıkarmak adına benden çok konuştuklarını üzülerek gördüm.

Dinlemekten çok konuşmak hata yapmaya yakın olmak demektir. Hataya bu anlamda çok yakın olan kardeşlerimin içinde olduğu bu hastalık, çok uzun zamandır fark ettiğim illettir.

Çoğu zaman sosyal medya müdavimi kardeşlerimi uyarırken dile getirdiğim lakin tedavisinde başarılı olamadığım bir hastalıktır. Zira bu hastalık insanların ruhunda derin izler bırakmış ve kendine müptela etmiştir.

İnsanlar özelliklede gençler, bu hastalıktan kurtulamayacağını anlayınca, onunla yaşamaya alışmış ve kendi nefsini tatmin ve teskin etmek için meşru zeminler uydurmaya çalışmıştır.

Davetçilerin gündelik hayatlarında yaptığı daveti, çalışmayı ve mücadeleyi sosyal medyaya taşıması ve bir tür reklam aracı olarak kullanıp hali hazırda yürüttüğü çalışmayı daha geniş kitleye ulaştırma gayretinde olması bu durumun dışında olduğunu ifade etmemiz gerekecektir.

Hastalık şudur ki: “İnsanlar sosyal paylaşım sitelerinde isimlerini öne çıkarırken İslam’ın yayılması için bu alanı araç olarak mı kullanmaktadırlar yoksa bu alanı kullanırken İslami kimliği araç olarak mı kullanmaktadırlar?

İşte bu sorular oturup samimiyetle cevabını vermemiz gereken sorulardır. Cevabını kimseye vermemize gerek yoktur nefsimize verelim yeter.

Nitekim birçok kardeşimin nerede ise bütün zamanlarını tükettikleri bu alanda beğeni toplamak ve takibini arttırmak için yaptıkları gayret ile hali hazırda bir davet çalışması mı tanınıp, beğenilip yükselmektedir yoksa kendi ismi ve hesabı mı?

 
            Eğer ki bu gayret ve mücadelede gayemiz İslami davanın daha geniş kitlelere ulaşması ise -ki bu niyetinizde samimi de olabilirsiniz- peki neden bir davet merkezinin sayfasında değil de kendi adımıza olan bir hesapta bu kadar aktifiz?

Gerek kimliğiyle ve gerek kişiliğiyle ve gerekse ilmi ile kendisini ispat etmiş âlimlerin, davetçilerin ve fikir sahiplerinin sayfaları bu kadar sahipsiz iken neden hiçbir ilmi olmayan kardeşlerimizin sayfası bu kadar etkin?

Bir ablamızın kek fotoğrafı, sahilde çay resmi, okuduğu kitabın resmi bir davetçinin ilmi olan bir yazısından daha fazla tıklanma almaktadır. Daha fazla beğeni ve yorum almaktadır. Bu gerçeklerin inkâr edilemediği sosyal medya dava ve kavgasındaki ihlas, sizce de sorgulanması gerekmez mi?

Sosyal medya da etkin olan davetçiler ise hiç şüphesiz maaşlı eleman tutmaktadırlar. Yani yine gönüllü ve ihlaslı abilerimiz değillerdir. (O işi yaparken ihlaslı da olabilir).  Lakin niyetimiz farklı bir sorgulamadır o sebeple cümlemiz kastımızın dışında anlaşılmasın.

Ya bu ücretli olarak sayfalarını canlı tutan kimseler bu ilgiyi hak etmiyor ve hak edenler sahipsiz ise bu durumda sizce de ihlasın iki kere sorgulanması icab etmez mi?


            Nitekim birçok ilim talebesi birilerinin davetinde köprü olması için iştigal ettiği sosyal medyada ya kendisi de yıpranmakta ve çalışmaları zayıflamaktadır veya çalışmaları sebebiyle sosyal medya ayağı zayıf kalmaktadır. Nitekim aklı başında olan hiçbir ilim ehli, davetçi ve ilim talebesi sosyal hayattaki çalışmasını zayıflatıp sosyal medyaya yönelmez.

 

Peki bu durumda alim, davetçi ve ilim talebelerini bu tercihi yapmak zorunda bırakmak yerine sosyal medyada çay kek paylaşan, piknik, kebap paylaşan ve yine kopyala yapıştır paylaşan kardeşlerimizin bu yükün altına omuz vermeleri gerekmez mi?

Ya da böyle bir ihtiyaca rağmen bireysel hesaptaki o kadar zaman israfı hususunda sizce de ihlas sorgulanmaz mı?


                                                                Abdullatif Mermer 08-01-2019