Doğru yerde doğru tepkiyi verememe bahtsızlığı…

20-11-2017

Allaha hamd, Resule salat iman edenlere selam olsun…

Günün en büyük sorunlarından biri de belki doğru yerde doğru tepkiyi verememe bahtsızlığıdır.

Ne yazıktır ki gündemini kuranla belirmeyi şiar edinen, Kuranın etrafında pervane gibi dönmeyi hayatın en tatlı hazzı olarak bilen Müslümanlar gün be gün azalırken asrımızın sloganik, duygusal ve kalitesiz Müslüman karakterlerinin sayısı da git gide çoğalmaktadır.

Bu çoğalışın piyasadaki en belirgin şekli nedir sorusunu soranlar biraz düşündüklerinde gördüğümü görmekte ve fark etmekte hiç zorlanmayacaklardır.

Örneğin piyasa ne savunduğunu ve savunduğu şeyi ne kadar savunacağını bilmeyen insanlarla doludur.

Gündem de ne varsa onların gündemi de o dur.

Örneğin herkes “X” diye bir şeyden mi bahsediyor? Onların gündeminde de “X” vardır. Dün belki de harici diyordu ama artık demeyecektir. Çünkü halihazırda birileri “X”’e saldırırken bu tarz zayıf karakterli insanlar kendilerince o an “X”i savunması gerekmektedir.

Yine herkes particilik kurumunun İslami olmadığını dile getirip eksilerini konuşurken tam bir anti partizandır. Fakat zaman ve koşullar değişip kendilerine kuyruk olduğu kimseler partiyi konuşup destek oluştan bahsedince kendileri de fanatik bir particiliğin akıntısında kaybolabilmektedirler. Sevmediği iki oluşum söz konusu ise mesela son dönemde çok konuşulan Parti ve cemaat karşıtlığında olduğu gibi normal şartlarda her ikisini de sevmediği halde Kendisini birine kuyruk ve taraf olma zorunda hissedenler gibi…

 

Nitekim cemaat denen yapının ne olduğunu bilmeyen yoktu ve ıslahtan çok ifsadı menhec edindikleri gizli saklı bir durumda değildi. Siyasi partilere gelinceyse tamamen çıkar ve menfaat ilişkisi üzerine kurulu olduğu da herkesin malumu olan bir gerçekti.

Yine referandumda[1] normal şartlarda oy kullanmayan kişilerin olumlu, olumsuz ve tarafsız durumda partilerin üçe ayrılmasında safi birilerine taraf gözükmemek için diğer bir oluşuma taraf olup duruşlarını bozanlar gibi…

Bu tarz kimseler etki tepki kanunun zayıf karakterli bireyleridir.

Bu kimseler ve bu tarz cemaatler bulundukları konum itibariyle İslam’a ve Müslümanlara bu tarz karaktersiz duruşlarından dolayı faydadan çok zarar vermek durumundadırlar.

Bir dönem siyasi partileri kesinlikle bir seçenek görmeyenlerin şimdi seçenek görmeyenleri düşman edinmesi gibi… Denedik olmadık gibi ucuz bir ifadeyle karşı çıkmaları ve geçmişlerinde kendilerini sorgulamak yerine metotlarını sorgulamaları gibi…

Bu tarz hareketlerinin altında yatan psikolojik sebep ise bu kimseler çalışmalarının yeterli anlamda başarıyı elde edememesinin faturasını kendi beceriksizliklerine değil, İslam’ın hareket metoduna çıkardıklarından dolayıdır.

Ne yazık ki karakter yoksunları her daim bu şekilde yaklaşmakta ve bukalemun gibi zaman ve mekân koşullarına göre fikir, akide, yüz ve kalp değiştirmektedirler.

Dün bir yapıyı ki bu, Hamas olabilir ya da popüler olan mücadele içerisinde aktif rol alan başka bir yapı olabilir. Onlar yükselişteyken onları bayraklaştırıp onların bayraklaşması üzerinden rant elde ederken düşüşleri durumunda nefsinin ve holigan gibi desteklediği yapının zafere doğru giderken yaptığı hataları sorgulamak yerine yine metodu ve yine yapının kendisini eleştirerek zayıf karakterinden çıkan pis kokuyla ortalığı bulandırırlar.

Verdiğim örnekte parmağın ucuna takılıp gösterdiği yere bakmayan kimseler gibi verilen örneğe takılmamanızı rica ederim. Lütfen artık doğru anlayın ve verilen örneklere ya da makalede kullanılan terimlere takılmak yerine anlatılmak istenene odaklanınız.

Said Havva 50. Yılında ihvanı Müslim’in eserini yazdığında çoğu kimse tarafından eleştiri aldı lakin o bize o eserinde güzel bir bakış açısı öğretti. O gerçek ise şudur; “evet ihvan hata yapmıştır ama ihvan metotsal anlamda değil hedefe giderken yer yer aldığı yanlış kararlarda hatalar etmiştir. Yapılan hatalar ise küçük büyük ayrımı yapılmaksızın terk edilmeli ve önemli şahsiyetlerce de yapılmış olsa kabul edilerek terk edilmelidir.” Bu gerçeği bize öğreten Said Havva parmağa değil parmağın gösterdiği yere bakılmasını öğretmektedir.

Zor bir dönem ve zor bir süreçten geçiyoruz. Rabbimden adam gibi adamlarla karşılaşmayı isteyip şu dua ile yazıma son vermek istiyorum.

“Rabbim bizlere duruşu net olan karakter ve şahsiyetleri güçlü ‘’Müslüman’’ davetçiler nasip etsin…”

Bu yazı davetçi olma yolunda ilerleyen bir kardeşinizin kızgın kaleminden değil, Gençliğin bu zayıf karakterlilerin elinde oluşunun sancısını çeken kaleminden çıkmıştır.

Abdullatif mermer

[1]  Cumhurbaşkanlığı için yapılan referandum ya da 12 eylülcüler ve 28 şubatçılar ile ilgili referandum’da birileri safi fetö alçaklarına kuyruk olduğu için kirada olan akıllarıyla ret ederken birileri de kirada olan akıllarıyla safi fetö’ye düşman oldukları için kendilerini birine taraf olmak zorunda hissettiler. Olması gereken kitap ve sünnetten aldıkları hür iradeyle vahyin ön gördüğüne taraf ve vahyin ret ettiğine düşman olmaktı.